Diyabet hastalarında nasır riski, ayak tabanında veya parmak çevresinde oluşan basit bir deri kalınlaşmasından daha dikkatli değerlendirilmelidir. Diyabete bağlı sinir hasarı, dolaşım bozukluğu ve yara iyileşmesindeki gecikme, nasırın altında gelişen doku hasarının geç fark edilmesine neden olabilir. Özellikle belirli bir noktada sürekli basınç oluşuyorsa nasır giderek kalınlaşabilir, derin dokulara baskı uygulayabilir ve açık yara gelişimine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle diyabeti olan kişilerin nasırı kesmesi, koparması veya bilinçsiz ürünlerle eritmeye çalışması güvenli değildir.
Diyabet Nasır Oluşumunu Neden Kolaylaştırır?
Nasır, cildin sürtünme ve basınca karşı kendisini korumak amacıyla kalınlaşmasıdır. Ayağa uygun olmayan ayakkabılar, parmak şekil bozuklukları, yanlış yürüme biçimi ve vücut ağırlığının ayak tabanına dengesiz dağılması belirli bölgelerde yoğun basınç oluşturabilir. Diyabetli kişilerde bu mekanik etkenlere nöropati ve dolaşım sorunları da eklenebilir.
Diyabetik nöropati geliştiğinde ayaktaki ağrı, sıcaklık ve basınç duyusu azalabilir. Kişi ayakkabının vurduğunu, derinin tahriş olduğunu veya nasırın altında hassasiyet başladığını fark etmeyebilir. Aynı bölgeye basılmaya devam edilmesi, kalınlaşmış dokunun altında kanama veya yara oluşmasına yol açabilir. Amerikan Diyabet Derneği, diyabetli kişilerin ayaklarında nasırların daha sık görülebildiğini ve yüksek basınç alanlarında daha hızlı kalınlaşabildiğini belirtmektedir.
Nasırın Altında Yara Gelişme Riski
Dışarıdan kuru ve sert görünen bir nasırın altında dokular sürekli baskıya maruz kalabilir. Derinin kalınlaşması basıncı azaltmak yerine bazı durumlarda yükün daha dar bir alanda yoğunlaşmasına neden olur. Zaman içinde küçük damarlar zarar görebilir, nasır altında koyu renkli bir alan veya kanama meydana gelebilir.
Dolaşımın yetersiz olması, oluşan küçük hasarın iyileşmesini güçleştirir. Kan akımının azalması dokulara ulaşan oksijen ve savunma hücrelerinin miktarını etkileyerek enfeksiyon riskini artırabilir. Sinir kaybı nedeniyle ağrı hissedilmemesi ise yaranın ilerlemesine rağmen kişinin yürümeye devam etmesine yol açabilir. Diyabet, sinir hasarı ve kan dolaşımındaki azalma nedeniyle ayaktaki yaraların enfekte olma ve geç iyileşme ihtimalini yükseltebilir.
Diyabet hastalarında nasır riski değerlendirilirken yalnızca kalınlaşmış derinin büyüklüğüne bakılmaz. Nasırın bulunduğu bölge, altındaki cildin rengi, ayağın sıcaklığı, nabızların durumu, duyu kaybı ve daha önce yara oluşup oluşmadığı da dikkate alınır.
Ayaklarda Kontrol Edilmesi Gereken Bulgular
Diyabetli bireylerin ayaklarını her gün aydınlık bir ortamda incelemesi, henüz ağrı oluşturmayan değişikliklerin erkenden görülmesini sağlar. Ayak tabanını görmek zor olduğunda ayna kullanılabilir veya bir yakından yardım alınabilir. Kontrol sırasında şu bulgulara dikkat edilmelidir:
- Nasırın altında veya çevresinde oluşan siyah, mor ya da koyu kırmızı renk değişiklikleri doku hasarını gösterebilir.
- Ciltte çatlak, su toplaması, akıntı veya açık yara görülmesi durumunda bölgeye basınç uygulanmamalıdır.
- Tek ayakta gelişen belirgin sıcaklık artışı, kızarıklık veya şişlik enfeksiyon ya da eklem hasarı belirtisi olabilir.
- Ayakkabı çıkarıldığında ciltte uzun süre kaybolmayan baskı izleri ayakkabı uyumunun yeniden değerlendirilmesini gerektirir.
- Uyuşma, yanma, karıncalanma veya sıcak-soğuk ayrımında azalma nöropati yönünden incelenmelidir.
- Nasırın kısa sürede yeniden oluşması, basıncın kaynağının ortadan kaldırılmadığını düşündürür.
Evde Nasır Müdahalesinde Yapılan Hatalar
Nasırın jilet, makas, törpü veya kesici bir aletle alınmaya çalışılması cilt bütünlüğünü bozabilir. Duyu kaybı bulunan kişiler işlemin ne kadar derine ulaştığını anlayamayabilir. Küçük bir kesik bile dolaşım bozukluğu nedeniyle geç iyileşebilir ve enfeksiyonun giriş kapısı hâline gelebilir.
Nasır bantları ve asit içeren ürünler de diyabetli kişiler için risk oluşturabilir. Bu ürünler kalınlaşmış deriyle birlikte çevredeki sağlıklı dokuyu da tahriş edebilir. Oluşan kimyasal yanık başlangıçta ağrı vermediği için geç fark edilebilir. Resmî ayak bakımı önerilerinde diyabetli kişilerin nasırları kendi başlarına çıkarmamaları ve ayak uzmanına başvurmaları gerektiği belirtilmektedir.
Ayakları uzun süre sıcak suda bekletmek de güvenli bir çözüm değildir. Nöropati varsa suyun sıcaklığı doğru algılanamayabilir ve yanık gelişebilir. Günlük temizlikte ılık su kullanılmalı, özellikle parmak araları nemli bırakılmadan dikkatlice kurulanmalıdır.
Podolojik Değerlendirme Ne Zaman Gereklidir?
Diyabet hastalarında nasır riski, düzenli ayak muayenesi ve basınç kontrolüyle yönetilebilir. Podolojik değerlendirmede nasırın yalnızca yüzeydeki kısmı değil, oluşmasına neden olan yük dağılımı da incelenir. Ayakkabı yapısı, taban aşınması, parmak deformiteleri ve yürüme sırasında basıncın hangi noktalarda yoğunlaştığı değerlendirmeye dâhil edilebilir.
Nasırın tekrarlaması hâlinde uygun ayakkabı, kişiye özel tabanlık veya basıncı azaltan koruyucu uygulamalar gerekebilir. Kullanılan ayakkabının parmakları sıkıştırmaması, ayağın en geniş bölümüne uyum sağlaması ve iç yüzeyinde cildi tahriş edecek sert dikişler bulunmaması gerekir. Yeni ayakkabılar ilk günlerde kısa sürelerle giyilmeli, kullanım sonrasında ayakta kızarıklık veya baskı izi olup olmadığı kontrol edilmelidir.
Nasır altında kanama, renk değişikliği, akıntı, kötü koku, kızarıklık, şişlik veya sıcaklık artışı varsa rutin bakım randevusu beklenmemelidir. Açık yara, enfeksiyon şüphesi ya da dolaşım bozukluğu bulguları bulunan kişiler tıbbi değerlendirmeye yönlendirilmelidir. Podolog tarafından gerçekleştirilen kontrollü bakım, cilde zarar vermeden kalınlaşmış dokunun azaltılmasına ve nasırın tekrarına neden olan basınç noktalarının belirlenmesine yardımcı olur.
Bir yanıt yazın